Görmediğim şehirleri, tanımadığım adamları özlüyorum.
Boşluk koskoca bi boşluk sadece...
31 Mart 2009 Salı
27 Mart 2009 Cuma
müstehak...
Yaşadığım bu hayat müstahak bana, biliyorum.
Hayat, seçimlerden ibaret onu da biliyorum. Bilemediğim beyin-kalp ikilisinin birbirine tezat ilişkisi. Biri çimen, papatyalar, gökyüzü derken diğeri para, yazı, fikir satışı diyor.
İki benlik, iki kişilik olsam. Birimiz çayır çimen keyif çatarken, diğerimiz masa başında sevmediği insanlarla çalışsa. Biri tembellikten sıkılmasa diğeri çalışmaktan. Biri aptal aşık olsa hayatı boyunca diğeri aşkı tanımasa hiç.
O kadar çok maske taşıyorum ki, korkuyorum. Herkesin bir 'ben'i var. Herkes istediği 'ben'i seviyor. Kimi sessizliğimi, kimi fikirlerimi, kimi ellerimi-gözlerimi-dudaklarımı, kimi yüreğimi seviyor. Hepsi benim. "Nolur konuşsana denilen de benim, yeter artık sus, konuşma! denilen de. Gerçek, çok katmanlı çok derinde. Onu görebilene rastlamadım henüz.
Bi tek aşık olduğumda farklılaşıyor herşey. Başkalaşıyor yaşam. Olduğum gibiyim, gardımı alamıyorum, güçsüz oluyorum. En çok o zamanlar şah damarı kadar yakın oluyor ölüm. Halbuki aşıkken ölmek istemiyorum. Tanrı'dan insani bir istek sadece. Karşımdaki çıkarmadığından maskesini gerçeği göremiyorum her defasında. Bittiğini farketsem de görmezden geliyorum, acıtıyorum canımı.
Sonra acıyan gözleri gördüğümde anlıyorum maskeleri takma zamanı geldi. Usulca kabuğuma çekilip, uzaklaşıyorum. Acı. Araf bir durum. İki tarafın da canını acıtır; 'kimi zaman acımak kimi zaman acınılan olmak.'
Ondan geri kalanlar yeni bir 'ben' yaratıyor, benden habersiz.
Yaşadığım bu hayat müstahak bana, biliyorum...
Hayat, seçimlerden ibaret onu da biliyorum. Bilemediğim beyin-kalp ikilisinin birbirine tezat ilişkisi. Biri çimen, papatyalar, gökyüzü derken diğeri para, yazı, fikir satışı diyor.
İki benlik, iki kişilik olsam. Birimiz çayır çimen keyif çatarken, diğerimiz masa başında sevmediği insanlarla çalışsa. Biri tembellikten sıkılmasa diğeri çalışmaktan. Biri aptal aşık olsa hayatı boyunca diğeri aşkı tanımasa hiç.
O kadar çok maske taşıyorum ki, korkuyorum. Herkesin bir 'ben'i var. Herkes istediği 'ben'i seviyor. Kimi sessizliğimi, kimi fikirlerimi, kimi ellerimi-gözlerimi-dudaklarımı, kimi yüreğimi seviyor. Hepsi benim. "Nolur konuşsana denilen de benim, yeter artık sus, konuşma! denilen de. Gerçek, çok katmanlı çok derinde. Onu görebilene rastlamadım henüz.
Bi tek aşık olduğumda farklılaşıyor herşey. Başkalaşıyor yaşam. Olduğum gibiyim, gardımı alamıyorum, güçsüz oluyorum. En çok o zamanlar şah damarı kadar yakın oluyor ölüm. Halbuki aşıkken ölmek istemiyorum. Tanrı'dan insani bir istek sadece. Karşımdaki çıkarmadığından maskesini gerçeği göremiyorum her defasında. Bittiğini farketsem de görmezden geliyorum, acıtıyorum canımı.
Sonra acıyan gözleri gördüğümde anlıyorum maskeleri takma zamanı geldi. Usulca kabuğuma çekilip, uzaklaşıyorum. Acı. Araf bir durum. İki tarafın da canını acıtır; 'kimi zaman acımak kimi zaman acınılan olmak.'
Ondan geri kalanlar yeni bir 'ben' yaratıyor, benden habersiz.
Yaşadığım bu hayat müstahak bana, biliyorum...
Enstrümental
-
Aksın, içimde bir nehir gibi
Dolanan keder
Unuttuğum, unutmaya çalıştığım ne varsa
Bende durmasın
İçimde öyle çok ki, her gidenden
biriktirdiğim melekler
zaman insafsızlık etmese
kederin oyduğu tarafımı sana getirsem
kalem beni tutmasa, anlatsam sana
siyah, simsiyah bir engerektir zaman
ve kış neler eder insana
nasıl yarım bırakır, ayırır parçalara
sense kışı yaşamadın daha
reddetim bütün kesinlikleri
kalbim bu hayale bir daha inansın diye
siyah... değişmiyor,
siyah hala nehir içimde
ve kalbim anlamıyor
adalet yok, niye?
Yıktığım, atladığım, söndürdüğüm
Bir yangın yerindeyim
İçimde sadece, dediğim gibi
Her gidenden biriktirdiğim melekler
Kalbimin üstünde bir daha hançerEnstrümental / Birhan Keskin
Aksın, içimde bir nehir gibi
Dolanan keder
Unuttuğum, unutmaya çalıştığım ne varsa
Bende durmasın
İçimde öyle çok ki, her gidenden
biriktirdiğim melekler
zaman insafsızlık etmese
kederin oyduğu tarafımı sana getirsem
kalem beni tutmasa, anlatsam sana
siyah, simsiyah bir engerektir zaman
ve kış neler eder insana
nasıl yarım bırakır, ayırır parçalara
sense kışı yaşamadın daha
reddetim bütün kesinlikleri
kalbim bu hayale bir daha inansın diye
siyah... değişmiyor,
siyah hala nehir içimde
ve kalbim anlamıyor
adalet yok, niye?
Yıktığım, atladığım, söndürdüğüm
Bir yangın yerindeyim
İçimde sadece, dediğim gibi
Her gidenden biriktirdiğim melekler
Kalbimin üstünde bir daha hançerEnstrümental / Birhan Keskin
istemek
bana acımanı istemiyorum (1)
bu kadar kötü müyüm? (3)
bu seninle ilgili değil, zamana ihtiyacım var (1)
mutlu olabiliriz, bunu istiyorum(2)
sadece bir şans ver (3)
mutlu olmak istemek, aşık olmak istemek, sevmek istemekistemek bazen tehlikeli bi sözcükistediğinle aranda engel bazen istemek...
bu kadar kötü müyüm? (3)
bu seninle ilgili değil, zamana ihtiyacım var (1)
mutlu olabiliriz, bunu istiyorum(2)
sadece bir şans ver (3)
mutlu olmak istemek, aşık olmak istemek, sevmek istemekistemek bazen tehlikeli bi sözcükistediğinle aranda engel bazen istemek...
şehirler...
Şehirler, yaşanmışlıklarıyla güzeldir. Orda hatırlanmaya değer anılarım olmasaydı, bir zamanların meşhur bataklık Ankarası benim için hiçbir anlam ifade etmezdi.-Ama bazı şehirlerin ruhu vardır. Senin olmayan anılarla sarmalar seni, içine alır, tuhaf duygular yaşatır. Kulağına gelen tanıdık şarkı tınısı gibi bir sıcaklık hissedersin, yaşanmışlık duygusu verir sana."-Başkalarının acısını ne kadar hissedebilirsin? Ya da mutluluğunu? Kendi öykünü yazar, ona üzülür, sarılırsın sadece. Ama kendi yaşanmışlıkların varsa en dibine kadar acıtır kalbini. Yavaş yavaş hatırlarsın neler yaşandığını, bir anda şimdiye kadar farkedemediğin ayrıntılar gelir gözünün önüne. Kendini, geçmişini bağışlarsın. Çünkü ancak zaman-mekan bir olup bahşeder sana bu büyülü bağışlanma törenini. Bu gerçekleşmezse tekrar tekrar yaşarsın her vücutla aynılarını. Düşün bi,'Her terkedilişte önceleri ayak basılamaz beraber gidilen yerlere. Sonra tesadüf ya da bilinçli ki tesadüf denilen de bilinçli bir olgudur aslında. Neyse sonra konuşuruz bunu. Sonraları acılarını unutmak için, gidebildiğini kendine kanıtlamak için kanatırsın tüm içindeki yaraları. O savaş anıdır işte. Geçmişle, kendinle herşeyle savaşırsın. Bu anı atlatabilirsen şanslısındır, ikinci gidiş sadece özlem içindir yaraların pansumanı için gereklidir. Bazen yılları alır bu an ancak başka hikayelerle kapatırsın üstünü... Diyorum ki, sadece kapatırsın üstünü hep öyle değil midir! Her hikaye diğerinin üstünü kapatır, takii bir gün ansızın karşımıza çıkana kadar. Şanslıysan çıkar tabii karşına. Çıkmadı mı kötü çok kötü..." .. . 10.2005
"Güneşli, yaz sabahı. Hafiften rüzgar. Elimde kahvaltı için alınmış birkaç poşet , sokağın köşesindeki çiçekçi, en sevdiklerim papatyalar. Yeni uyanmış sevgilinin sabah mahmurluğu, sıcaklığı, özlemi. Vazoya koyduğum papatyalar. O sabah ki mutluluk, esen rüzgar...".. . 08. 2008
O yeri geçip köprüden hızla ilerlerken araba, gözlerimi kapatıp aynı mutluluğu hissediyorum, Açtığımda tuhaf bir acı, daha çok sızı brlkide. Sonraları Mrs. Dalloway mutluluğu demiştim yaşanana. Bu söylediklerin geliyor aklıma. Diyecek sözüm yok..... .03. 2009
"Güneşli, yaz sabahı. Hafiften rüzgar. Elimde kahvaltı için alınmış birkaç poşet , sokağın köşesindeki çiçekçi, en sevdiklerim papatyalar. Yeni uyanmış sevgilinin sabah mahmurluğu, sıcaklığı, özlemi. Vazoya koyduğum papatyalar. O sabah ki mutluluk, esen rüzgar...".. . 08. 2008
O yeri geçip köprüden hızla ilerlerken araba, gözlerimi kapatıp aynı mutluluğu hissediyorum, Açtığımda tuhaf bir acı, daha çok sızı brlkide. Sonraları Mrs. Dalloway mutluluğu demiştim yaşanana. Bu söylediklerin geliyor aklıma. Diyecek sözüm yok..... .03. 2009
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
