Yaşadığım bu hayat müstahak bana, biliyorum.
Hayat, seçimlerden ibaret onu da biliyorum. Bilemediğim beyin-kalp ikilisinin birbirine tezat ilişkisi. Biri çimen, papatyalar, gökyüzü derken diğeri para, yazı, fikir satışı diyor.
İki benlik, iki kişilik olsam. Birimiz çayır çimen keyif çatarken, diğerimiz masa başında sevmediği insanlarla çalışsa. Biri tembellikten sıkılmasa diğeri çalışmaktan. Biri aptal aşık olsa hayatı boyunca diğeri aşkı tanımasa hiç.
O kadar çok maske taşıyorum ki, korkuyorum. Herkesin bir 'ben'i var. Herkes istediği 'ben'i seviyor. Kimi sessizliğimi, kimi fikirlerimi, kimi ellerimi-gözlerimi-dudaklarımı, kimi yüreğimi seviyor. Hepsi benim. "Nolur konuşsana denilen de benim, yeter artık sus, konuşma! denilen de. Gerçek, çok katmanlı çok derinde. Onu görebilene rastlamadım henüz.
Bi tek aşık olduğumda farklılaşıyor herşey. Başkalaşıyor yaşam. Olduğum gibiyim, gardımı alamıyorum, güçsüz oluyorum. En çok o zamanlar şah damarı kadar yakın oluyor ölüm. Halbuki aşıkken ölmek istemiyorum. Tanrı'dan insani bir istek sadece. Karşımdaki çıkarmadığından maskesini gerçeği göremiyorum her defasında. Bittiğini farketsem de görmezden geliyorum, acıtıyorum canımı.
Sonra acıyan gözleri gördüğümde anlıyorum maskeleri takma zamanı geldi. Usulca kabuğuma çekilip, uzaklaşıyorum. Acı. Araf bir durum. İki tarafın da canını acıtır; 'kimi zaman acımak kimi zaman acınılan olmak.'
Ondan geri kalanlar yeni bir 'ben' yaratıyor, benden habersiz.
Yaşadığım bu hayat müstahak bana, biliyorum...
27 Mart 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder