15 Mayıs 2009 Cuma

R...M' E

R...m'e...

Özlüyorum onu dedi. Mavi gözleri dolmuştu, akmadı orada kaldı yaşlar. Özlemeyi düşündüm hangisi ölü bir evladın acısı kadar çaresiz olabilirdi. Toprağını elime aldım sanki tenine dokunur gibiydim, bende oraya girip orada onunla kalmayı istedim dedi. Sustuk, bişey konuşmadık sonrasında.

Sen öleli beş yıl oluyor. Hayatlarımız değişti fazlasıyla. Özlemeyi özlem duymayı öğrendik hepimiz. Eskisi gibi yürekten gülemiyoruz hep eksik birşeyler. Hayal kurup, sığındıklarımız eksildi tek tek. Çok acı yaşadık. Büyümek bu dediler, sustuk.

Umutlarımız da oldu. Senin ölü bedeninden 1 yıl sonra gelen küçücük mucize umut oldu acılarımıza. Evet sana benzetiyoruz onu. Gözleri, dudakları, burnu aynı sen. Senin gibi gülüyor, senin gibi bize bir 'hıh' yapıp hazır cevaplar verişi. Görmeyi çok istediğin çok sevdiğin o kadının düğün telaşı var şu sıralar. Ama hep yarım yamalak mutluluklarımız.

Ben de aynıyım, çocukluğumuzdaki gibi masanın altında saklanıp duruyorum, korkutuyor beni burası. Korkularım var ama sevinçlerim de oluyor, umutlarım, hayallerim. Ve hala inanıyorum masallara...

Seni hiç unutmadık, anıyoruz sık sık. Ne suretin kayboluyor hafızadan ne sesin. Bizi izlediğini hissediyoruz, gökyüzüne el sallayışlarımız ondan.

Evladım, arkadaşım, kardeşim, canım rahatlıklar diliyorum sana...

7 Mayıs 2009 Perşembe

O kadın nasıl biriydi?
Saçları uzun muydu?Yoksa kısa mı?
Şaşırınca ya da kızınca gözlerini benim gibi kocaman açıyor muydu? Seni nasıl bu kadar üzebildi? O zamanlar sen lanet ederken ben de çok kızmıştım ona. Sana nasıl bu kadar acı verebildi diye. Halbuki hiç tanımadım onu, suretini bile bilmiyorum. Belkide suçlu sendin. Sana itiraf etmesem de hep düşündüm acaba nasıl biriydi? Benim gibi hayalkırıklıkları, güçsüzlükleri ya da hayalleri, düşleri var mıydı?

Sana aşık değildi, benimle karşılaşınca anlamıştın onu, hak vermiştin. Söylemiştin bir keresinde bıçak nasıl acıtırsa teni öyleydi o sözler. Şimdi acıtmıyor ama bazen hala akla düşüyor, "o kadın nasıl biriydi?". Kesişmeseydi yollarınız farklı mı olurmuydu herşey? Herşey diyorum hayatın, hayallerin, düşlerin, sen, ben.

Bunları okumadığını bilmenin rahatlığıyla yazıyorum yoksa yazamazdım. Utanırdım. Sözler boğazıma dizilir, yutkunur, aklımda bunlar varken dilim isyankar bir söylevle başka sözler söylerdi. Seni üzmek istemezdim.

Unutuyorum herşeyi, olağanlığın içinde kayboluyorlar. Ama akla düşüyor bazen "O kadın nasıl biriydi?" Geçmişte mi gelecekte miydi? Tek suçlu o muydu?