Beni hatırladığınız için mutlu oldum. Şimdi iki yabancı gibi olsakta size kocaman sarılmak istedim. Önceleri zamanın büyüsünden bahsedenlere hafif bir nanik çeksem de şimdi size hakveriyorum. Haklısınız zamanın boyutu çok başka. Misal seni ben yaptı, beni sen sonra biz olduk. Sonra o oldun, o oldum. En ağır lafları bu esnada sarfettik.Şimdi sen siz, ben de biz oldum.
sen
ben
biz
ikimiz
sonrasında
sen
o
o
siz
ikiniz
ben
biz
ikimiz
Gizli olmayınından özne. Apaçık diyor ki, size 'beni hatırladığın için çok mutlu oldum.' Özne zamanla değişiyormuş öğrendim. Özne de zaman da daha fazla acıtmadan yok olsunlar si-zi-n-le!!!
21 Haziran 2009 Pazar
19 Haziran 2009 Cuma
Korkuyor musun?
Bilmiyorum. Neden korkmam gerektiğini dahi.
Bir daha asla görememekten mi?
...
Mutlu olmasından?
Belki
Yalnız kalmaktan?
Bi süre sonrası için evet.
Zamanı durduramamak?
Bunu hiç istemedim. Gereksiz, aksın zaman.
Neden?
Yok nedeni, aniden duran kalp kadar korkutur aniden durmaya karar vermiş zaman.
Ölüm mü korktuğun?
Değil.
Ama kalbin durması...
Ölmekten değil korkum aniden olması. Ölüm içinde bir hazırlanma payı olmalı, sahne , dekor, son cümlelerim... Hepsini düşünmeliyim, replikler itinayla ezberlenmeli yavaş yavaş olmalı ölümde...
Shakespeare tragedyaları?
Hayat ve ölümün tek açıklaması.
Sen?
Varım-yokum-varım-yokum-varım-yokum-varım-yokum-var-yok-var-yok-yok-var-var-var-var-yok-var-var-var-yok-varımyokum. Burdayım şimdi, sonra geçmişteyim birazdan gelecek belki ama şimdi burdayım.
Bilmiyorum. Neden korkmam gerektiğini dahi.
Bir daha asla görememekten mi?
...
Mutlu olmasından?
Belki
Yalnız kalmaktan?
Bi süre sonrası için evet.
Zamanı durduramamak?
Bunu hiç istemedim. Gereksiz, aksın zaman.
Neden?
Yok nedeni, aniden duran kalp kadar korkutur aniden durmaya karar vermiş zaman.
Ölüm mü korktuğun?
Değil.
Ama kalbin durması...
Ölmekten değil korkum aniden olması. Ölüm içinde bir hazırlanma payı olmalı, sahne , dekor, son cümlelerim... Hepsini düşünmeliyim, replikler itinayla ezberlenmeli yavaş yavaş olmalı ölümde...
Shakespeare tragedyaları?
Hayat ve ölümün tek açıklaması.
Sen?
Varım-yokum-varım-yokum-varım-yokum-varım-yokum-var-yok-var-yok-yok-var-var-var-var-yok-var-var-var-yok-varımyokum. Burdayım şimdi, sonra geçmişteyim birazdan gelecek belki ama şimdi burdayım.
12 Haziran 2009 Cuma

Bazı insanların gözleri anlatır herşeyi. Seninkiler gibi. Hiç tanımıyorum seni belki yolda giderken çarpıştık. Hiç çarpışmadık da birbirini kaybetmiş iki muhtemel sevgili gibi -ince bir çizgi olan- kader karşılaştırdı bizi. Sanki varolduğumuzdan beri tanışıyormuşuz gibi bakıyor gözlerin. Tanışıyor olmak hafif kalıyor biliyorum! Hafif bi gülümseme ve gözlerin... Her zaman acelecidir adımlarım, hep geç kalanlardanım. Sana da geç kalıyorum!
Belki karşılaşmayacağız bir daha. Aramızda insanlar var ulaşamıyorum sana, sesini duyuyorum, kelimeler çıkmıyor ağızımdan. Kelimelere ne ihtiyaç, gözlerin anlatıyor aslında herşeyi. Şefkatle, tutkuyla bakan gözlerin. İlk fotoğrafını görmüştüm o köşedeki vazonun sağında. Sonraları aklımdaydı hep o fotoğraf, bu kadar kalabalık hayat içinde nasıl bir yalnızlıktı bu!
Kaçtım, aceleci bir adımı esirgedim. Yorgundum, farklıydık. Önemsizdi belkide.
Kader, iki ucu sihirli bir değnek!
İkimizde kaçarken birilerinden ve daha çok kendimizden yollarımız bir gün kesişir diye umuyorum...
S'e.
5 Haziran 2009 Cuma
'Ring Them Belss'
Unutmak, çok kolay olsa. Kendimizi kandırmak kadar kolay. Küçücük bir hapın içine sığsa tüm yaşananlar, suyla birlikte yol alsa kurtarsa bizi buhranlardan, korkulu rüyalardan, bekleyişlerden.
Gereksiz detayları hatırlamaktan, hesaplar yapmaktan, aynı şeyleri düşünüp aynı tepkiyi vermekten, ansızın çekip gidip arasıra yoklayanlardan, yaşananları hatırlatıp hayata dip not olanlardan sıkıldım.
Bob Dylan 'Ring Them Belss' derken unutmak istiyorum herşeyi, şu anda, bi sonrası değil burada bu saniyede.
'Unuttum' diyebilmeyi, tek çizgiyle silebilmeyi özledim...
Gereksiz detayları hatırlamaktan, hesaplar yapmaktan, aynı şeyleri düşünüp aynı tepkiyi vermekten, ansızın çekip gidip arasıra yoklayanlardan, yaşananları hatırlatıp hayata dip not olanlardan sıkıldım.
Bob Dylan 'Ring Them Belss' derken unutmak istiyorum herşeyi, şu anda, bi sonrası değil burada bu saniyede.
'Unuttum' diyebilmeyi, tek çizgiyle silebilmeyi özledim...
1 Haziran 2009 Pazartesi

Birbirimize sarılıp ağladık. Bağıra bağıra ağladık, utanıp kendi içimizde hıçkırıklara boğulmadık. Bi süre sustuk. Gülmeye başladık, kahkalar attık.
Objeler ve mekanlar geçmişi hatırlatmak için varolurlar. Kırmızı oje, çok sevdiğim çiçekli elbise, onun diş fırçası, geçen kış aldığı şapka, çok hastalanmıştım aldığı ilaçların içinde bir not kağıdı; "İlaçların ne zaman içileceğini aşağıya not ediyorum. Sakın saatlerini geciktirme. Seni seviyorum."
Fazlasıyla unutuyorum. Not yazmış. Bazen sevdiğini de unutuyordum. İhanetini de. O da unuturdu. Ondan olsa gerek bi çöp kadın bi çöp adam çizip not etmişti "..... çok seviyorum". Hep unuturdu sevmeyi, bazen notlar hatırlatırdı sonra yine unuturdu.
Düğünler oluyor, sokakta çingeneler. Aralarına girip kayboluyorum onlardan biri olayım istiyorum, beni içlerine alıyorlar yokoluyorum onlar gibiyim bir an, boşveriyorum. Gökyüzü mavi, gözlerimi kapatıyorum hafif bi rüzgar, darbuka-klarnet sesi, kadınların kahkaları...
Famous blue raincoat, suzanne, ı'm your man, the future... Cohen geliyor şehrime. Çarşı yine çoşkulu (Beşiktaş şampiyon). Biraz daha seviyorum çingeneleri, Çarşı'yı, bu şehri, Cohen'i...
15 Mayıs 2009 Cuma
R...M' E
R...m'e...
Özlüyorum onu dedi. Mavi gözleri dolmuştu, akmadı orada kaldı yaşlar. Özlemeyi düşündüm hangisi ölü bir evladın acısı kadar çaresiz olabilirdi. Toprağını elime aldım sanki tenine dokunur gibiydim, bende oraya girip orada onunla kalmayı istedim dedi. Sustuk, bişey konuşmadık sonrasında.
Sen öleli beş yıl oluyor. Hayatlarımız değişti fazlasıyla. Özlemeyi özlem duymayı öğrendik hepimiz. Eskisi gibi yürekten gülemiyoruz hep eksik birşeyler. Hayal kurup, sığındıklarımız eksildi tek tek. Çok acı yaşadık. Büyümek bu dediler, sustuk.
Umutlarımız da oldu. Senin ölü bedeninden 1 yıl sonra gelen küçücük mucize umut oldu acılarımıza. Evet sana benzetiyoruz onu. Gözleri, dudakları, burnu aynı sen. Senin gibi gülüyor, senin gibi bize bir 'hıh' yapıp hazır cevaplar verişi. Görmeyi çok istediğin çok sevdiğin o kadının düğün telaşı var şu sıralar. Ama hep yarım yamalak mutluluklarımız.
Ben de aynıyım, çocukluğumuzdaki gibi masanın altında saklanıp duruyorum, korkutuyor beni burası. Korkularım var ama sevinçlerim de oluyor, umutlarım, hayallerim. Ve hala inanıyorum masallara...
Seni hiç unutmadık, anıyoruz sık sık. Ne suretin kayboluyor hafızadan ne sesin. Bizi izlediğini hissediyoruz, gökyüzüne el sallayışlarımız ondan.
Evladım, arkadaşım, kardeşim, canım rahatlıklar diliyorum sana...
Özlüyorum onu dedi. Mavi gözleri dolmuştu, akmadı orada kaldı yaşlar. Özlemeyi düşündüm hangisi ölü bir evladın acısı kadar çaresiz olabilirdi. Toprağını elime aldım sanki tenine dokunur gibiydim, bende oraya girip orada onunla kalmayı istedim dedi. Sustuk, bişey konuşmadık sonrasında.
Sen öleli beş yıl oluyor. Hayatlarımız değişti fazlasıyla. Özlemeyi özlem duymayı öğrendik hepimiz. Eskisi gibi yürekten gülemiyoruz hep eksik birşeyler. Hayal kurup, sığındıklarımız eksildi tek tek. Çok acı yaşadık. Büyümek bu dediler, sustuk.
Umutlarımız da oldu. Senin ölü bedeninden 1 yıl sonra gelen küçücük mucize umut oldu acılarımıza. Evet sana benzetiyoruz onu. Gözleri, dudakları, burnu aynı sen. Senin gibi gülüyor, senin gibi bize bir 'hıh' yapıp hazır cevaplar verişi. Görmeyi çok istediğin çok sevdiğin o kadının düğün telaşı var şu sıralar. Ama hep yarım yamalak mutluluklarımız.
Ben de aynıyım, çocukluğumuzdaki gibi masanın altında saklanıp duruyorum, korkutuyor beni burası. Korkularım var ama sevinçlerim de oluyor, umutlarım, hayallerim. Ve hala inanıyorum masallara...
Seni hiç unutmadık, anıyoruz sık sık. Ne suretin kayboluyor hafızadan ne sesin. Bizi izlediğini hissediyoruz, gökyüzüne el sallayışlarımız ondan.
Evladım, arkadaşım, kardeşim, canım rahatlıklar diliyorum sana...
7 Mayıs 2009 Perşembe
O kadın nasıl biriydi?
Saçları uzun muydu?Yoksa kısa mı?
Şaşırınca ya da kızınca gözlerini benim gibi kocaman açıyor muydu? Seni nasıl bu kadar üzebildi? O zamanlar sen lanet ederken ben de çok kızmıştım ona. Sana nasıl bu kadar acı verebildi diye. Halbuki hiç tanımadım onu, suretini bile bilmiyorum. Belkide suçlu sendin. Sana itiraf etmesem de hep düşündüm acaba nasıl biriydi? Benim gibi hayalkırıklıkları, güçsüzlükleri ya da hayalleri, düşleri var mıydı?
Sana aşık değildi, benimle karşılaşınca anlamıştın onu, hak vermiştin. Söylemiştin bir keresinde bıçak nasıl acıtırsa teni öyleydi o sözler. Şimdi acıtmıyor ama bazen hala akla düşüyor, "o kadın nasıl biriydi?". Kesişmeseydi yollarınız farklı mı olurmuydu herşey? Herşey diyorum hayatın, hayallerin, düşlerin, sen, ben.
Bunları okumadığını bilmenin rahatlığıyla yazıyorum yoksa yazamazdım. Utanırdım. Sözler boğazıma dizilir, yutkunur, aklımda bunlar varken dilim isyankar bir söylevle başka sözler söylerdi. Seni üzmek istemezdim.
Unutuyorum herşeyi, olağanlığın içinde kayboluyorlar. Ama akla düşüyor bazen "O kadın nasıl biriydi?" Geçmişte mi gelecekte miydi? Tek suçlu o muydu?
Saçları uzun muydu?Yoksa kısa mı?
Şaşırınca ya da kızınca gözlerini benim gibi kocaman açıyor muydu? Seni nasıl bu kadar üzebildi? O zamanlar sen lanet ederken ben de çok kızmıştım ona. Sana nasıl bu kadar acı verebildi diye. Halbuki hiç tanımadım onu, suretini bile bilmiyorum. Belkide suçlu sendin. Sana itiraf etmesem de hep düşündüm acaba nasıl biriydi? Benim gibi hayalkırıklıkları, güçsüzlükleri ya da hayalleri, düşleri var mıydı?
Sana aşık değildi, benimle karşılaşınca anlamıştın onu, hak vermiştin. Söylemiştin bir keresinde bıçak nasıl acıtırsa teni öyleydi o sözler. Şimdi acıtmıyor ama bazen hala akla düşüyor, "o kadın nasıl biriydi?". Kesişmeseydi yollarınız farklı mı olurmuydu herşey? Herşey diyorum hayatın, hayallerin, düşlerin, sen, ben.
Bunları okumadığını bilmenin rahatlığıyla yazıyorum yoksa yazamazdım. Utanırdım. Sözler boğazıma dizilir, yutkunur, aklımda bunlar varken dilim isyankar bir söylevle başka sözler söylerdi. Seni üzmek istemezdim.
Unutuyorum herşeyi, olağanlığın içinde kayboluyorlar. Ama akla düşüyor bazen "O kadın nasıl biriydi?" Geçmişte mi gelecekte miydi? Tek suçlu o muydu?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
